Etiket arşivi: kusma

Radyoterapi ve Kemoterapi arasındaki farklar

Radyoterapi ve Kemoterapi arasındaki Öne Çıkan Farklar;

  • Radyoterapi hasta kişinin vücudunun belirli bir kısmı için yapılan tedavidir,
  • Kemoterapi ise hastanın tüm vücudu için uygulanan tedavi biçimidir,
  • Radyoterapi vücudun bir bölgesindeki kanser hücresine uygulanır,
  • Kemoterapi ise vücuda yayılan kanser hücrelerinin tümü için uygulanır,
  • Kemoterapide ilaç tedavisi kullanılır,
  • Radyoterapide radyoaktif ışınlar ile tedavi edilir,
  • Kemoterapi tüm vücudu etkilediği için  yan etkileri daha fazla olabilir,
  • Radyoterapi sırasında hasta genellikle acı duymaz,
  • Radyoterapi 10-20 dk arası sürebilir,
  • İki tedavide kanser hücrelerinin yayılıp büyümesini önleyip yok etmek için uygulanır,
  • Kemoterapi sonrası hastada halsizlik, bulantı ve kusma gözlemlenebilir,

[EsnekReklamOrta]

Detaylı açıklamalar

Kemoterapi Nedir? Amaçları Nelerdir?

Kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmek veya bu hücrelerin büyümesini kontrol altına almak için antikanser ilaçlar kullanılarak yapılan tedavidir. Kanser tedavisinde tek başına veya cerrahi ve radyoterapi ile birlikte uygulanabilir.
Kanser tedavisinde kemoterapinin amacı hastalığın tipine ve yaygınlığına göre değişmektedir. Kemoterapi uygulamadaki amaçlar:

Hastalığı tedavi etmek

Kanser hücrelerinin çoğalmasını önleyip, yayılmasını      yavaşlatarak hastalığın kontrol altına alınmasını sağlamak

  1. Hastalığa bağlı şikayet ve belirtileri ortadan kaldırarak kişinin yaşam kalitesini artırmak
  2. Cerrahi veya radyoterapi sonrası uygulandığında  hastalık nüksünü azaltmak
  3. Cerrahi veya radyoterapi öncesi uygulanarak yapılacak lokal tedavileri kolaylaştırmak

Kemoterapi İlaçları Nasıl Etki Eder?

Vücuttaki normal ve sağlıklı hücrelerin gelişim ve ölüm süreci bir düzen ve kontrol içinde yürür. Oysa kanser hücrelerinin büyümesi ve ölümü bu kontrol sürecinden çıkmıştır ve bu hücreler kontrolsüz bir şeklide büyüyüp çoğalmaya başlar. Kemoterapi ilaçlarının hemen hepsi kan yolu ile vücuda dağılarak kontrolsüz çoğalan hücrelere ulaşarak bu hücreleri öldürür veya kontrolsüz büyümesine engel olur. Kemoterapi ilaçları bir taraftan bu kötü hücreleri yok ederken diğer taraftan vücuttaki normal hücreler üzerine de etki etmektedir. Bu da vücutta kemoterapiye bağlı bir takım yan etkiler ile kendini gösterir. Ancak mevcut ilaçların normal hücreler üzerine olan istenmeyen bu etkileri geçicidir.

Kemoterapi Nasıl ve Nerede Verilir?

Kemoterapi ilaçlarının vücuttaki uygulama şekli farklı yollarla olabilir. Halen tedavi uygulamada dört farklı yol kullanılmaktadır:

  1. Ağız yoluyla (oral). İlaçlar hap, kapsül veya solüsyon   tarzında ağızdan alınabilir.
  2. Damar yoluyla (intravenöz). Kemoterapi ilaçlarının en sık uygulandığı yöntemdir. İlaçlar seruma katılarak veya doğrudan enjektör      ile damar içine verilerek yapılan uygulamadır. Genelde kol ve el üstündeki   damarlar bu işlem için kullanılır. Damardan tedavi uygulamalarında bazen  port, kateter ve pompa gibi farklı aletler de kullanılabilmektedir.
  3. Enjeksiyon yoluyla. İlaçlar bazen kas içine (intramusküler)  veya cilt altına (subkutan) direkt enjeksiyon yolu ile verilebilir. Diğer  bir enjeksiyon yöntemi de ilacın direk tümör dokusu içerisine   uygulanmasıdır (intralezyoner).
  4. Haricen cilt üstüne (topikal). İlacın direkt dışardan  cilt üzerine uygulanmasıdır.

Kemoterapi ilaçları evde, hastahane ortamında veya özel merkezlerde uygulanabilir. Tedavinin nerede uygulanacağına ilacın veriliş şekline; hastanın genel durumuna, hastanın ve doktorunun tercihlerine göre karar verilir. Hastanede yapılacak uygulama yatarak veya ayaktan kemoterapi ünitelerinde yapılabilir.

Kemoterapi Günlük Yaşantıyı Nasıl Etkiler ve Hasta Ne Hisseder?

Kemoterapi alırken hastalarda tedaviye bağlı hoş olmayan çeşitli yan etkiler gelişse de birçok hasta günlük yaşantısında ciddi kısıtlamalar yapmadan hayatını devam ettirmektedir. Genelde bu yan etkilerin şiddeti alınan ilaçların çeşidine ve yoğunluğuna göre değişmektedir. Hastanın genel durumu, hastalığının yaygınlığı ve hastalığın yol açtığı belirtiler de bu süreci etkileyebilmektedir. Kemoterapi tedavisi alırken birçok hasta çalışma hayatlarına devam edebilmektedir, ancak bazen tedavi sonrası yorgunluk ve benzeri semptomlar çok olursa hasta bu dönemi akitvitelerinde kısıtlamaya giderek istirahatle geçirebilir. Her ne kadar tedaviye bağlı bir takım şikayetler olsa bile bu hastaların kendilerini toplumdan izole etmelerini ve günlük yaşamlarında ciddi değişiklikler yapmasını gerektirmez.

Kemoterapi Alırken Hasta Ağrı Hisseder mi?

Kemoterapi ilacı verilirken hasta ağrı hissetmez. Ancak bazen kemoterapi ilacı iğnenin takılı olduğu bölgeden damar dışına sızabilir. Bu da ilacın takılı olduğu bölgede ağrı, kızarıklık, yanma ve şişlik gibi şikayetlere sebep olabilir. Böyle bir durumda hemen tedavi uygulayan hemşireye haber verilip damar yolunun yerinde olup olmadığından emin olana kadar kemoterapi uygulaması durdurulmalıdır, aksi takdirde ilacın damar dışına kaçışı o bölgede ciddi doku hasarına sebep olabilir.

Kemoterapinin Olası Yan Etkileri Nelerdir?

Kemoterapi bir yandan vücuttaki kanserli hücreleri yok etmeye çalışırken diğer yandan normal hücrelere etki ederek yan etkilerin çıkmasına sebep olur. Kemorapiye bağlı olası yan etkiler ve bu yan etkilerin şiddeti, alınan ilaçlara ve kişisel duyarlılıklara göre değişmektedir. Kemoterapi ilaçlarından en çok etkilenen normal hücreler vücutta en hızlı çoğalan hücrelerdir. Hızlı çoğalma yeteneğine sahip bu hücrelerin başında saç, kemik iliğinde gelişim gösteren kan hücreleri, sindirim sistemindeki hücreler gelir. Bu nedenle ilaçların en fazla istenmeyen etkileri bu sistemler üzerinde görülür. Buna rağmen bu hücreler hızlı çoğalma ve yenilenme özelliği sebebi ile kısa sürede çoğalarak kemoterapinin bu olumsuz etkilerini ortadan kaldırırlar.
Kemoterapiye Bağlı En Sık Karşılaşılan Olası Yan Etkiler:

  • Halsizlik: Tedavi sonrası en sık karşılaşılan yan etkilerin  başında gelir. Halsizlik kansızlık (anemi) veya hastanın tükenmişlik  duygusu gibi çok çeşitli sebeplere bağlı olabilir. Eğer sebep kansızlık  ise kan transfüzyonu ile halsizlik ortadan kaldırılabilir, psikolojik  sebeplere bağlı halsizlikte ise bu konuda uzman birinden yardım      alınabilir.
  • Bulantı ve Kusma: Tedavi öncesi hastaların en çok endişe ettiği konuların  başında gelir. Kemoterapiye bağlı bulantı ve kusma tedaviden hemen sonra      ortaya çıkabileceği gibi tedavi bitiminden birkaç gün sonra da ortaya      çıkabilir. Bazen de hastalarda tedaviye başlamadan beklenti bulantısı  denilen bulantı görülebilir. Bulantı ve kusma şikayeti, günümüzde yeni      geliştirilen ilaçlar sayesinde önüne geçilebilecek veya en aza indirilebilecek      bir durumdur.
  • Saç Dökülmesi: Bazı kemoterapi ilaçları geçici olarak saç dökülmesi      yapabilir. Saç dökülmesinin derecesi alınan ilacın cinsine ve dozuna göre      değişmektedir. Genelde saç dökülmesi tedavi başladıktan 2-3 hafta sonra      ortaya çıkar. Bu geçici bir süreçtir, tedavi tamalandıktan 3-4 hafta sonra      saçlar tekrar çıkmaya başlayacaktır.
  • Kan Değerlerinin Düşmesi: Kemoterapi alırken vücutta hem kırmızı kan hücreleri,      hem beyaz kan hücreleri, hem de trombositlerde düşme görülebilir. Bunun      sebebi ilaçların kemik iliğinde kan yapımını baskılamasıdır. Kırmızı kan      hücreleri oksijen taşıyan hücrelerdir ve eksikliğinde; halsizlik, çabuk      yorulma, çarpıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Beyaz kan hücreleri      vücudun mikroplara karşı savunmasında görev yapar ve sayısı azaldığı zaman      kişi çok kolay enfeksiyon kapabilir. Trombositler ise kanın      pıhtılaşmasından sorumludurlar. Sayıca azalmalarında vücutta kolay      morarmalar, kolay burun ve diş eti kanamaları gibi kanamalar görülebilir.
  • Ağız Yaraları: Kemoterapi ilaçları bazen ağız içinde iltihabi      yaralara sebep olabilir. Hastaların ağız hijyenine dikkat etmeleri, çok      sıcak veya çok soğuk içeceklerden kaçınmaları, dudaklarını kremlerle      nemlendirmeleri ağız yaralarının en aza inmesini sağlayacaktır. Ayrıca      ağız içi yaralarda takip eden doktordan da ilave tedaviler noktasında      görüş alınabilir.
  • İshal ve Kabızlık: Kullanılan kemoterapi ilacının cinsine bağlı olarak      hastalarda ishal veya kabızlık görülebilir. Bu şikayetler diyet ve çeşitli      basit ilaç tedavileri ile ortadan kaldırılabilir. Ancak bazen ishal      beklenenden çok daha şiddetli olup damar yolundan sıvı desteği almak      gerekebilir. Böyle bir durumda takip eden doktor haberdar edilmelidir.
  • Cilt ve Tırnak Değişiklikleri: Bazı kemoterapi ilaçları cilt renginde koyulaşma,      soyulma, kızarıklık veya kuruluk gibi belirtilere, tırnaklarda koyulaşma      ve kolay kırılmalara sebep olabilir. Bu durumda kolonya ve alkol gibi      irritan maddelerden uzak durulmalıdır. Ilık su ile pansuman yapılabilir ve      basit nemlendiriciler kullanılabilir. Bu şikayetler genelde ciddi      boyutlarda değildir ve zamanla düzelir, ancak eğer mevcut belirtiler      şiddetli ise mutlaka takip eden doktor haberdar edilmelidir.

Kemoterapi Alırken Hasta Nelere Dikkat Etmelidir?

Daha öncede bahsedildiği gibi kemoterapinin istenmeyen bazı yan etkileri olabilmektedir. Bu nedenle aktif tedavi almakta olan hastaların günlük yaşantılarını fazla etkilememekle birlikte dikkat etmeleri gereken bazı önemli noktalar ve uymaları gereken bazı kurallar vardır. Bu hususlardan bazıları:

  • Derece kullanmayı öğrenmelidir. Çünkü yüksek ateş ile      birlikte beyaz küre sayısının düşmesi halinde acil tedavi gerekliliği      vardır. Ateşi yükselen her hasta mutlaka bir sağlık kuruluşuna      başvurmalıdır.
  • Enfeksiyonu olan bireylerden uzak durulmalıdır. Ayrıca  çevresindekilerle sarılma, öpüşme gibi yakın temastan kaçınmalıdır.
  • Havasız, tozlu, sigara dumanı olan ortamlardan uzak durmalı, odasını sık sık havalandırmalıdır. Sigara kullanıyorsa azaltmalı      ve bırakamaya çalışmalıdır.
  • Meyve ve sebzeleri iyice yıkamalı, sütü pastörize veya    iyice kaynatıp içmelidir.
  • Doktoru tarafından sıvı kısıtlaması önerilmediği sürece  bol sıvı almalı, özellikle yaz aylarında aldığı sıvı miktarını      arttırmalıdır.
  • İştahsızlık ve bulantı nedeni ile yemek yemede      zorlanıyorsa az az ve sık sık yemeye çalışmalıdır.
  • Mümkünse dışarıda, özellikle temizliğinden emin  olmadığı yerlerde yemek yememelidir.
  • Gerek ağız gerekse vücut temizliğine özen göstermeli, tırnaklarını derin kesmemeli, traş olurken jilet kullanmamalıdır.
  • Tedavi alırken ve sonrasında kontrollerini aksatmamalı ve özellikle yaşadığı kemoterapi yan etkileri konusunda doktorunu      bilgilendirmelidir.
  • Kemoterapi alırken gerek diş çekimi, gerekse önerilen diğer tedaviler noktasında mutlaka takip eden doktorundan görüş almalıdır.

http://kanser.gov.tr/kanser/kanser-tedavisi/37-kemoterapi.html#sthash.jByIQzOo.dpuf


Radyoterapi hastalığın tedavi edilmesi için radyasyonun, genellikle X-ışınlarının, kullanılması anlamına gelmektedir. X-ışınları 1895 yılında keşfedilmiştir ve bu tarihten itibaren radyasyon teşhis ve tanı (röntgen) ve tedavi (radyoterapi) amacıyla tıpta kullanılmaktadır.

Doktorlar tıpta radyoterapinin kullanılmasıyla ilgili çok fazla deneyim yaşamışlardır. Kansere sahip 10 hastanın yaklaşık 4’ü (%40) tedavisinin bir parçası olarak radyoterapi almaktadır. Bu işlem çeşitli şekillerde gerçekleştirilebilir:

Eksternal radyoterapi olarak vücut dışından, X-ışınları, kobalt ışınlama, elektronlar ve proton gibi çok daha nadir diğer parçacıkları kullanarak
İnternal radyoterapi olarak vücut içinden, kanser hücreleri tarafından alınacak bir sıvının içilmesi ya da radyoaktif maddenin tümörün içine ya da yakınına bırakılması yoluyla

Radyoterapi nasıl çalışır?

Radyoterapi, tedavi alanındaki kanser hücrelerinin DNA’larına zarar vererek onları yok eder. Normal hücreler de radyasyondan etkilenmelerine rağmen kanser hücrelerine nazaran kendilerini daha iyi onarmaktadırlar.

Radyoterapiyi genellikle bir kaç gün ya da bir kaç hafta devam eden bir tedavi serisi olarak alırsınız. Her bir tedavi fraksiyon olarak adlandırılır. Fraksiyonlar genellikle Pazartesi’den Cuma’ya her gün verilir, hafta sonu ise normal hücrelerin onarılmasına yardımcı olmak amacıyla dinlendirilir.  Zarar görmüş olan sağlıklı hücreler genellikle vücudun tamir mekanizmalarının bir parçası olan yeni hücrelerle yer değiştirirler. Bu durum hücrenin tipine ve radyasyonun dozuna bağlı olarak değişir. Ancak eğer hücreler yenilerle değiştirilemezse, yan etkiler kalıcı olabilir.

Tedavi ile ilgili endişeler

Radyoterapi ile ilgili endişeleriniz olabilir ve bu son derece normaldir. Endişelerinizi doktorunuz, hemşireniz ya da radyoloji teknisyeniniz ile paylaşmanın yardımı dokunabilir. Radyoterapinin genel yan etkileri bölümünde; hisler, duygular ve radyoterapi hakkında detaylı bilgiler bulunmaktadır.

Eksternal radyoterapi nerede alınır?

Ekternal radyoterapiyi genellikle ayaktan hasta olarak alırsınız. Bu; size en yakın kanser merkezi ya da birimindeki radyoterapi bölümüne sıklıkla gidip gelmeniz anlamına gelmektedir. Bu birim yerel hastanenizden daha uzakta da olabilir. Radyoterapi bölümü personeli size randevunuz sırasında kullanacağınız hastane park izni verebilir ya da seyahat ücretleri ile ilgili nereden yardım alabileceğinizi söyleyebilir. Eğer kendi başınıza seyahat etmeniz mümkün değilse, personel gereklilik halinde sizin için hastane aracı ya da ambulans ayarlayabilir.

Eğer tedaviyi günün belirli bir zamanında almayı tercih ederseniz, radyoterapi bölümü personelinin bunu bilmesini sağlayın, böylece konuyla ilgili düzenleme yapabilirler. Eğer radyoterapi bölümü evinizden gelmek için çok uzak ise, gerek halinde hastane sizin için kalacak bir otel ayarlayabilir.

Zaten hastanede kalıyorsanız, kaldığınız koğuştan radyoterapi bölümüne gidersiniz.

Eğer bir kanseri iyileştirmeyi hedefleyen tedavi alıyorsanız, genellikle bir kaç hafta içinde bir dizi tedavi alırsınız. Kısa bir süre için hafta içi her gün bir doz radyoterapi alır, haftasonu ise dinlenebilirsiniz. Bazı kişiler günde iki kez ya da birbirini izleyen günlerde tedavi alabilir. Radyoterapi bölümü personeli size tedaviyi ne sıklıkla almanız gerektiği ve ne kadar süreceği ile ilgili açıklama yapacaktır. Araştırma çalışmaları azaltılmış sürede radyoterapi vermeyi üzerine çalışmalar yapmaktadır.

Semptomları kontrol etmek  ya da tümörü küçültmek için yapılan tedavi palyatif tedavi olarak adlandırılmaktadır. Yalnızca tek bir tedavi ya da bir kaç gün sürecek bir tedavi alabilirsiniz.

Eksternal radyoterapi cihazları

Radyoterapi cihazları çok fazla yer kaplamakta ve bu cihazları çalıştırmak ve bakımını yapmak için özel olarak eğitilmiş personel gerekmektedir. Eksternal radyoterapi sağlayan farklı tip cihazlar vardır. Kullanacağınız cihaz tipi sizin radyoterapi uzmanınız (klinik onkolog) tarafından dikkatlice seçilecektir.

Tedavi genellikle günde bir kaç dakikadan daha uzun sürmez. Ancak, radyoterapi alabilmeniz için cihaz içinde sabit bir pozisyonda kalmanız belirli bir süre alabilir. Tedavi sırası ya da hemen öncesinde radyoterapinin doğru alana hedeflendiğinden emin olmak için, cihaz X-ışınları alabilir ya da tarama yapabilir.

Radyoterapi tedavisi ile ilgili gergin hissetmek normaldir, ancak personel ve işlem hakkında bilgi sahibi olmanız genellikle bunu kolaylaştırır. Korkularınız ya da endişelerinizle ilgili personelle konuşmaktan kaçınmayın. Onlar size yardımcı olmak için oradalar.

İnternal radyoterapi nerede alınır?

İki temel internal radyoterapi kaynağı bulunmaktadır:
Radyoaktif implantlar
Radyoaktif sıvılar

Radyoaktif implantlar

Doktor, kaynak olarak da bilinen radyoaktif metal bir nesneyi tümörünüzün içine ya da yakın bir noktaya dikkatlice yerleştirir. Kaynak; kapalı küçük bir boru, küçük tohumlar ya da metal teller şeklinde olabilir. Radyoaktif implant takıldığında, implant çıkarılana kadar birkaç gün boyunca hastanede tek kişilik bir odada kalmanız gerekir. Tek kişilik bir odada kalırsınız ve bu şekilde diğer kişiler herhangi bir radyasyona maruz kalmamış olur. Kaynak çıkarıldığında ise artık radyoaktif sayılmazsınız.

Bazı radyoaktif tohum çeşitleri daimi olarak vücutta bırakılabilir, çünkü bunlar yalnızca kendi çevrelerindeki çok küçük bir alana radyasyon verirler ve bir süre sonra da kendi radyasyonlarını kaybederler. Doktorlar bazen bu tip tedavileri erken evre prostat kanserinin tedavisinde kullanırlar.

Radyoaktif sıvılar

Doktorlar bazı tümör tiplerini radyoaktif sıvı ile tedavi ederler. Sıvıyı içmek suretiyle ya da damardan enjeksiyon yoluyla alabilirsiniz. Sıvı kan dolaşımınıza girer ve tümör hücreleri tarafından absorbe edilir. Doktorlar bazı tümör tipleri için radyoaktif sıvıyı damar yerine vücutta tümörün bulunduğu kısım içine enjekte edilebilir.

Bazı radyoaktif sıvı tedavilerini aldıktan sonra, bir kaç gün boyunca hastanede tek kişilik bir odada kalmanız gerekebilir. Bu süre vücudunuzdaki radyoaktif miktarının güvenli bir seviyeye inmesini mümkün kılar. Radyoaktif sıvı en yaygın olarak tiroid kanseri ya da kemiklere yayılmış kanserler için uygulanmaktadır.

İnternal radyoterapinin stronsiyum ve radyoaktif fosfor gibi bazı çeşitlerinde radyasyon dozu sizin tedavi sonrasında doğrudan evinize gitmenize engel teşkil etmeyecek şekilde düşüktür. Hastaneden ayrılmadan önce personel sizin ve eşyalarınızın radyoaktif olmadıklarını kontrol eder. Lütfen ilgili personele arkadaşlarınız ya da ailenizle ne kadar vakit geçirebileceğiniz ya da onlara ne kadar yakın olacağınız hakkında danışınız. Burada da internal radyoterapi güvenliği ile ilgili bölümde bu konuyla ilgili bilgiler bulunmaktadır.

Tedavi planınızın düzenlenmesi

Sahip olduğunuz kanser tipine bağlı olarak radyoterapi alabileceğiniz tek tedavi olabilir ya da radyoterapiyi cerrahi ya da kemoterapi işlemleri sırasında, öncesinde ya da sonrasında alabilirsiniz. Radyoterapi bazen kemoterapi ile birlikte verilir ve bu durum kemoradyoterapi olarak adlandırılır. Radyoterapi uzmanları (klinik onkologlar) tedavinizi planlamadan önce sahip olduğunuz kanserin tipini ve büyüklüğünü  değerlendirirler. Ayrıca genel sağlık durumunuzu da dikkate alırlar. Bu uzmanlar; fizyologlar, radyologlar ve röntgen uzmanları da dahil olmak üzere bir ekiple birlikte çalışırlar. Tedavi ekibi sizin ihtiyaçlarınıza uygun olan tedaviyi planlar.

Doktorunuz ihtiyacınız olan toplam radyoterapi dozunu ayarlamak için kanserli bölgedeki vücut şekliniz ve kanserin pozisyonunu ölçer. Tıbbi ekip genellikle uygulanacak toplam dozu belirler ve daha sonrasında ise bu dozu fraksiyon olarak adlandırılan çok sayıda daha küçük dozlara böler. Genellikle hafta içi her gün bir tedavi fraksiyonu alır, haftasonu ise tedavi almazsınız. Ancak bazı kişiler tedaviyi daha az sıklıkla, örneğin haftada 3 kez, alırlar. Bazı kişiler ise tedaviyi daha yoğun, örneğin günde iki kez, alırlar. Doktorunuz ne kadar tedaviye ihtiyacınız olduğu ve ne sıklıkla uygulanacağı ile ilgili sizinle konuşacaktır.

Tedavinin amacı

Radyoterapi ekibi herkes için kişiye özel bir radyoterapi planlar, böylece kanserli hücrelere yüksek doz uygulanırken , çevresindeki sağlıklı hücrelere mümkün olan en düşük doz verilmiş olur. Radyoterapi alan sağlıklı hücreler daha sonra onarılabilir. Bu tedavinin amacı; yan etki riskini azaltırken kanserin küçültülmesi ya da tedavi edilme şansının en yüksek seviyeye çıkartılmasıdır.

Radyoterapi hakkında doktorunuza ne sorabilirsiniz

Doktorunuza sorabileceğiniz bazı sorular aşağıda verilmiştir.
Neden radyoterapi öneriyorsunuz?
Ne tür bir radyoterapi tedavisi alacağım?
Bu benim alacağım tek tedavi mi olacak yoksa başka tedaviler de alacak mıyım?
Beni iyileştirmeye mi yoksa belirtileri hafifletmeye mi çalışıyorsunuz?
Benim için yaptığınız tedavi planı nedir?
Tedaviden kaç seans alacağım?
Tedavi ne kadar sürecek?
Tedavimi nerede alacağım?
Eğer ihtiyacım olursa gelecekte tekrar aynı tedaviyi alabilir miyim?
Bu tedavinin olası yan etkileri nelerdir?
Randevularımda kullanmak üzere bir hastane park izni alabilir miyim?
Giderlerime yardım almakla ilgili kiminle görüşebilirim?
 Benim için hastaneye ulaşımı sağlayabilir misiniz?
Eğer çok uzak ise tedavi sürem boyunca kalabileceğim bir yer var mı?
Radyoterapi ile ilgili daha fazla bilgiyi nereden edinebilirim?