Kategori arşivi: Hayvanlar Alemi

balina-kopekbalisi

Balina ile Köpek Balığı arasındaki farklar

Balina ile Köpek arasındaki Öne Çıkan Farklar;

  • İkisi de memeli hayvanlardır,
  • Balinalara, Köpek balıklarından daha büyük olabilirler,
  • Balinalar, Köpek balıklarından daha ağır olabilirler,
  • Köpekbalıkları 20-25 yıl arası yaşayabilirler,
  • Köpekbalıklarının gebelik süresi 9-24 ay arası değişmektedir,
  • Balinaların gebelik süresi ise 11-15 ay arası değişmektedir,
  • Yavru balinalar 2 yıl boyunca annelerinden beslenirler,
  • Köpekbalıkları balinalardan daha hızlı yüzerler,
  • Dünyanın en büyük hayvanı 250 tonu bulan ağırlığı ile Mavi balinadır,
  • Mavi balinalar bilinen tüm dinazorlardan bile daha ağırdır,
  • Köpek balıkları genellikle yırtıcı hayvanlar olup et ile beslenirler,
  • Balinalar ise  genellikle yırtıcı olmayıp suda yaşayan minik canlılar ile beslenirler,
  • Köpek balıkları saldırgan balıklar olup, balinalar saldırgan hayvanlar değildirler,

Detaylı Açıklamalar;

[EsnekReklamOrta]

Balinalar takımının üyeleri memelidir yani hayvanlar âleminin memeliler sınıfında yer alırlar. Bu takımın üyelerinin yaşayan en yakın akrabası su aygırıdır.

Memelilere özgü özellikleri paylaşırlar: Sıcakkanlıdırlar, akciğerleri ile havayı solurlar, canlı doğum yaparlar ve yavrularını kendi sütleri ile beslerler, az da olsa kılları bulunur.

Balina ve yunusları balıklardan ayırmanın bir başka yolu da kuyruklarının şeklidir. Balıkların kuyrukları diktir ve yüzerken sağdan sola hareket eder. Balina ve yunusların kuyrukları ise yataydır ve yüzerken yukarıdan aşağıya doğru hareket eder ve belkemikleri aynı bir insanın belkemiğinin yüzerken hareket ettiği gibi hareket eder.

Buzul balinası’nın soluk vermesi sırasında oluşan ayırt edici V şeklinde “buhar” sütunu.
Balinalar, memeli olduklarından hava solumak zorundadırlar. Bu nedenle su yüzüne çıkarak ciğerlerinden karbondioksiti dışarı vererek taze oksijen solurlar. Dalma sırasında kaslar sayesinde nefes delikleri kapanır ve bir daha su yüzüne çıkana kadar kapalı kalır. Su yüzüne çıktıklarında ise nefes delikleri kaslar sayesinde açılarak soluk verirler.

Balinaların soluk alıp vermek için zaman kazanacak şekilde evrimleşen nefes delikleri kafalarının tepesinde yer alır. Soluk verdiklerinde ciğerlerden gelen ılık hava dışarıdaki soğuk hava ile karşılaştığında yoğunlaşır. Karada yaşayan memelilerin soğuk bir günde soluk verdiğinde oluştuğu gibi küçük bir “buhar” sütunu oluşur. Balinalarda da soluk verirken karşılaşılan bu buhar sütunu her tür için farklı bir şekle, açıya ve yüksekliğe sahiptir. Bu özelliklerine bakılarak uzaktan balinaların türü deneyimli kişiler tarafından tanımlanabilir.

Balinalar su altında, diğer memelilerin kaldığından çok daha uzun bir süre kalabilirler. Su altında kalma süreleri, bu takımın üyeleri arasında bulunan büyük fizyolojik farklar nedeniyle türler arasında büyük farklar gösterir.

Memelilerin kaslarında bulunan miyoglobin derişimi çok farklılık gösterir. Miyoglobin oksijene karşı hemoglobinden daha fazla bir affinite gösterir yani miyoglobin oksijen moleküllerini hemoglobinden daha iyi tutar. Dolayısıyla oksijen almak mümkün olmadığında yüksek miyoglobin derişimi olması yararlıdır. Balinaların kaslarında bulunan miyoglobinin derişimi ne kadar yüksekse o kadar uzun süre su altında kalabilir ve besin arayabilirler.

Yüksek vücut kütlesi de balinalarda daha uzun dalış süresine yardımcı olur. Vücut kütlesinin artışı aynı zamanda kas kütlesinin artışı demektir, dolayısıyla da kaslarda bulunan oksijen deposuda artar. Ayrıca Kleiber yasasına göre bir hayvanın vücut kütlesi arttıkça metabolizma hızı yavaşlar dolayısıyla da birim kütle başına daha az oksijen harcarlar.

Balinaların gözleri büyük kafalarının her iki yanında ve oldukça geridedir. Özellikle ucu sivri gagası olan yunusların ileri ve aşağı doğru oldukça iyi bir binoküler görüş açıları vardır ama İspermeçet balinası gibi küt kafalı balinaların her iki yanı da görebilir ama önlerini ya da doğrudan aşağıyı göremezler. Gözyaşı bezleri yağlı gözyaşı salgılar ve denizin tuzlu suyundan gözleri korur. Balinaların göz lensleri hemen hemen küreseldir dolayısıyla derin sularda az ışık altında odaklanmayı sağlar. Balinaların, yunuslar dışında oldukça zayıf olan görme yetilerine karşın oldukça mükemmel duyma yetileri vardır.

Balinaların kulakları da gözleri gibi küçüktür. Suda yaşaması sebebiyle ses dalgalarını odaklayarak kuvvetlendirmeye yarayan dış kulaklarını kaybetmişlerdir. Suyun ses ilektenliği havaya göre çok yüksek olduğundan dış kulak gibi bir organa gerek kalmamıştır. Bu yüzden kulakları gözlerinin hemen arkasında küçük bir deliktir. Buna karşın iç kulak balinanın kilometrelerce uzaktaki sesi duymasını ve sesin geldiği yönü anlayabilmesini sağlayacak kadar gelişmiştir.

Bazı balinalar ekolokasyon yeteneğine sahiptir. Çoğu dişli balina ekolokasyon seslerine benzer sesler çıkarırlar, fakat bu balinaların bu sesleri ekolokasyon için kullandığı gösterilememiştir. Mysticeti, ekolokasyonla tespit edilemeyecek kadar küçük avlarla beslendiğinden ekolokasyona çok az ihtiyaç duymaktadır. Odontoceti’nin Yunus gibi bazı üyeleri ekolokasyonu kullanırlar. Bu balinalar, yarasalar ile aynı şekilde, bir nesneye çarpıp sonra geri dönecek şekilde bir ses çıkarırlar. Bunun sayesinde nesnelerin şekillerini, boyutlarını, yüzey karakteristiklerini, hareket şekillerini ve uzaklığını anlayabilirler. Bu yetenek ile balinalar zifiri karanlıkta hızlı yüzen küçük avları yakalayabilirler. Çoğu Odontoceti’de ekolokasyon öyle gelişmiştir ki, bir nesnenin av olup olmadığını ayırt edebilirler. Esaret altındaki balinalar çeşitli şekil ve büyüklükteki topları ayırt edecek şekilde eğitilebilirler.

Balinalar iletişim için de sesleri kullanırlar. Bu sesler; inlemeler, tıklayışlar, ıslıklar ve Kambur balina’daki gibi kompleks şarkılar şeklinde olur.

Katır ve At arasındaki farklar

Katır ve At arasındaki Öne Çıkan Farklar;

  • Katır ve At atgiller familyasından hayvanlardır,
  • Katır, erkek eşek ile dişi atın çiftleşmesiyle meydana gelen melez hayvandır,
  • Katır kısır bir hayvandır ve üreyemezler, Atlar üreyebilirler,
  • İki hayvanda inatçı ve huysuzdurlar,
  • Katırlar genelde yük taşımacılığı için tercih edilirler,
  • At, Katırdan daha büyük bir hayvandır,
  • At, Katırdan daha güçlü bir hayvandır,
  • Taşımacılıkta daha çok katırlar tercih edilir,
  • Yarışlarda Atlar kullanılır,
  • İkisi de akrabadır,

Detaylı Açıklamalar;

[EsnekReklamOrta]

At,Tek tırnaklılar takımının, Atgiller familyasından bir memelidir. Erkeğine aygır, dişisine kısrak, yavrusuna tay, yumurtaları çıkarılmış, iğdiş edilmiş olana da beygir denir. Küçük başlı ve kısa kulaklıdır. Yelesi ve kuyruk ucu uzun kıllıdır. Ömrü 20 ila 30 sene civarındadır. Arapça da binek ve yük hayvanı olan ata; dabbe, matiyye, Farsçada semend, tusen denir. Firdevsinin Şehname efsanelerinde adı geçen çil ata da rahş denir. Hepsi otla beslenir. Geviş getirmezler. Memeleri kasık bölgesinde arka ayaklarına yakındır. Üçüncü parmakları geniş bir tırnakla çevrilmiş olup “ toynak” adını alır. Bunun üzerine basarak yürürler. Ayrıca atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır.

İnsanlara hizmet eden hayvanların en kabiliyetlilerindendir. İnsanların, harp meydanlarında, izinsiz gösteri kontrolünde, yük taşımada, yarış, cirit, çit atlama ve av sporlarında yardımcısıdır. Silah gürültüsüne ve bando sesine rahatlıkla alışır. Atlar aynı zamanda dizlerini kilitleyebilir.

At, cesur ve atılgan olduğu gibi sahibine son derece itaatkardır. Sahibi dilerse dolu dizgin, dörtnala koşar, isterse aheste yürür, isterse durur. Her durumda sahibini memnun etmeye dikkat eder. Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.

Atlar ayakta uyurlar ve uyurken yere hiç düşmezler; zîra bacak kemiklerinin kilitlenebilme özelliği vardır. Fakat eğer kendilerini güvende hissederlerse yatabilirler ve yatmaları daha sağlıklıdır. Bir at yatarak uyuduğunda sürüdeki diğer atlardan biri yanında ayakta durur veya derin olmayan biçimde ayakta uyur. Tamamen yalnız olan bir at içgüdülerinin tehlike uyarısı nedeniyle hiç derin uyuyamaz ve bu nedenle uyku kalitesi düşer.

Katır, erkek eşek ile dişi atın çiftleşmesiyle meydana gelen ve çoğu kez kısır olan melez hayvandır. Erkek at (aygır) ile dişi eşek çiftleşirse bardo veya ester denen, at görünümünde ama eşek iriliğinde bir melez ortaya çıkar. Bardo, attan çok katıra benzer ancak eşeğin bütün zayıflıklarını taşır. Bardo, katırdan daha az dayanıklı olduğu için seyrek olarak yetiştirilir.

Katırlar, kısır hayvanlar olmalarına rağmen dünyada yaklaşık 60 katırın doğum yaptığı tespit edilmiştir.[1]

Katırlar attan küçük, eşekten büyük ve kuvvetli, bazı atlardan (Tersk gibi) daha kuvvetlidir. Ancak Amerikan Standardbred’i gibi büyük Marshall atları kadar kuvvetli değildir. Bu hayvanlar bilindiğinin aksine bozuk yollarda eşekten daha az kullanışlıdır.

Katırın inatçı ve biniciye zorluk çıkarması efsanesi ise pek doğru değildir, katırların binicinin güvenliğini sağlayan reflekslerdebulunduğu görülmüştür.

Eşek ve Katır arasındaki farklar

Öne Çıkan Farklar;

  • Eşek ve Katır atgiller familyasından hayvanlardır,
  • Katır, erkek eşek ile dişi atın çiftleşmesiyle meydana gelen melez hayvandır,
  • Katır kısır bir hayvandır ve üreyemezler, Eşekler üreyebilirler,
  • İki hayvanda inatçı ve huysuzdurlar,
  • Katırlar genelde yük taşımacılığı için tercih edilirler,
  • Katır, Eşekten daha büyük bir hayvandır,
  • Katır, Eşekten daha güçlü bir hayvandır,
  • Taşımacılıkta daha çok katırlar tercih edilmesine rağmen bozuk yollarda eşekler katırlardan daha verimli taşımacılık yaparlar,
  • Katır ve Eşekte atların akrabasıdır,

Detaylı Açıklamalar;

[EsnekReklamOrta]

Katır, erkek eşek ile dişi atın çiftleşmesiyle meydana gelen ve çoğu kez kısır olan melez hayvandır. Erkek at (aygır) ile dişi eşek çiftleşirse bardo veya ester denen, at görünümünde ama eşek iriliğinde bir melez ortaya çıkar. Bardo, attan çok katıra benzer ancak eşeğin bütün zayıflıklarını taşır. Bardo, katırdan daha az dayanıklı olduğu için seyrek olarak yetiştirilir.

Katırlar, kısır hayvanlar olmalarına rağmen dünyada yaklaşık 60 katırın doğum yaptığı tespit edilmiştir.[1]

Katırlar attan küçük, eşekten büyük ve kuvvetli, bazı atlardan (Tersk gibi) daha kuvvetlidir. Ancak Amerikan Standardbred’i gibi büyük Marshall atları kadar kuvvetli değildir. Bu hayvanlar bilindiğinin aksine bozuk yollarda eşekten daha az kullanışlıdır.

Katırın inatçı ve biniciye zorluk çıkarması efsanesi ise pek doğru değildir, katırların binicinin güvenliğini sağlayan reflekslerdebulunduğu görülmüştür.


 

Atla akraba, fakat cüssece daha küçük ve uzun kulaklı bir hayvandır. Tekparmaklılardan olup, birçok çeşitleri vardır. Evcil eşeklerin ilk dedeleri Habeşistan ve Kuzey Afrika’da yaşayan yabani eşeklerdir. Yerde omuza kadar olan boyları 120 $m. kadardır. Hafif ve hızlı hayvanlardır. Dayanıklıkları ile ün salmışlardır. İyi muameleden hoşlanırlar. Dişi eşekler bol süt verir. Yavrusuna sıpa denir. Kısrakla çiftleşirse, katır doğar.

Tek parmaklılar (Perissodactyla) takımının, atgiller (Equidae) ailesinden bir memeli türü. İri kafalı, uzun kulaklı, genellikle gri tüylüdür. Merkep de denir. Geviş getirmez. Yabani veya evcil olarak yaşar. Uzun kulakları, kısa dik kıllı yelesi, seyrek püskülü, kısa kuyruğu ile attan ayrılır. Binek hayvanı, yük ve eşya nakli hizmetlerine gayet elverişli, kanaatkar, sabırlı ve tahamüllü bir hayvandır. Attan çok önce insanoğlunun hizmetinde kullanıldıkları sanılmaktadır.

Afrika yaban türü, evcil eşeğin (Equus asinus) atasıdır. Afrika yaban eşeğinin tüyleri gri ve kırmızımsı kahverengi olur.Sırtlarında boydan boya ve omuz hizasında gövdenin her iki tarafında ön bacaklara doğru uzanan siyah bir çizgi mevcuttur. Bazılarının bacaklarında da enine koyu şeritler görülebilir. At satın alıp besleyemeyen köylü ve fakirler, merkep ile işlerini görürler. Merzifon’da, Kıbrıs’ta, Mısır’da ve İspanya’da eşek besiciliği eskiden beri yaygındır.

Dar ve kaypak yollarda ve hatta uçurum kenarlarında gayet rahat ve emniyetle yürür. Yabaniler, on beş başlık sürüler halinde suya yakın step ve çöllük arazilerde dolaşır ve hızlı koşarlar. Eşek az yem ile yetinir, ot, yaprak vs. gibi her türlü besini yer. Temiz ve berrak olmayan suyu içmez. Derisi parşomen kağıdı imalinde kullanılır. Belli bir üreme mevsimi yoktur. Gebelik süresi 12-13 aydır. Tek veya nadir olarak iki yavru doğurur. Yavrusuna sıpa denir. Erkek eşekle, kısrak (dişi at) eşleştirilirse katır (Equus mulus) elde edilir. Aygır (erkek at) ile dişi eşeğin eşleşmesinden Bardo (Equus hinus) denen katır çeşiti ortaya çıkar.

Tilki, Kurt ve Çakal arasındaki farklar

Öne Çıkan Farklar;

  • Tilki, Kurt ve Çakal köpekgiller familyasına mensuptur,
  • Kurt, Çakal ve Tilkiye göre daha iri ve büyük bir hayvandır,
  • Kurtların kafası büyük, kulakları kısa, püsküllü kuyrukları vücutlarının üçte biri uzunluktadır,
  • Tilkilerin 32 adet türü vardır,
  • Çakallar, kırlık yerlerde yaşayan gececi hayvanlardır;
  • Çakallar, gündüzleri genellikle çalılıkların ağaçlıkların arasına gizlenir, alacakaranlıkta avlanmaya çıkarlar,

[EsnekReklamOrta]

Köpek ile kurt arasındaki farklar

  • Kurtlar kuyruklarını çoğu zaman yatay ya da hafif dik tutarlar ama köpeklerin kuyrukları çoğu zaman dik ya da kıvrık durur.
  • Kurtlar senede bir kez yavru yapar, köpekler ise çoğunlukla iki kez yavrular
  • Özellikle kafatasları çok farklıdır: Göz yüksekliği, kulak içi, Praesphenoid, Basis vomerus, Fissura petrobasialis, çene ve kesicıdişler kurtlarda ve köpeklerde birbirinden farklıdır.
  • Bir ayak izinin kurda mı yoksa köpeğe mi ait olduğu, izlerin sayısı ile tespit edilebilir. Kurtlar arka ayakları ile ön ayaklarının bastığı noktaya basarlar.

Kurt, Daha yakından incelendiğinde vücudunun köpekten daha uzun, göğsünün daha yüksek ve daha ince olduğu görülür. Kurtların kafası büyük, kulakları kısa, püsküllü kuyrukları vücutlarının üçte biri uzunluktadır. Renkleri alt türlerine göre yöresel olarak değişir, beyaz, krem rengi, sarımsı, kızıl, gri ve siyah olabilir.

Avrupa’nın ve Asya’nın fazla sıcak olmayan bölgelerinde boz kurtlar çoğunluktadır. Daha kuzeye gidildiğinde siyah ve beyaz renkli kurtlara rastlanır.

Kurtların boyutları da yöresel olarak değişir:

  • En büyük kurtlar Doğu Avrupa, Alaska, Orta Rusya, İskandinavya ve Kuzeybatı Kanada’da görülür, 160 cm vücut uzunluğuna (+ 52 cm kuyruk) ve ayakta dururken 80 cm boya erişirler. Bu kurtlar 65-80 kg ağırlığa kadar ulaşabilir.
  • En küçük kurtlar Ortadoğu, Akdeniz çevresi, Meksika ve Arap Yarımadası’nda bulunur, ancak 80 cm vücut uzunluğuna (+ 29 cm kuyruk) ve 20-30 kg ağırlığa ulaşırlar.

Tilki, Canidae (köpekgiller) ailesi içindeki yedi cinste sınıflanmış ve yaklaşık 24 tür canlının ortak adıdır. Buna karşılık, Batı dünyasında “tilki” denilmekle en çok ifade edilen canlı türü Vulpes vulpes, yani kızıl tilkidir. Hepçil canlılar olan tilkilerin hemen her kıtada bulunuyor olmaları, çoğu halkların popüler kültüründe ve folklorunda da yer almalarına yol açmıştır. Hızlı bir ısırık ile çoğunlukla kemiricilerden oluşan kurbanlarını öldürürler. Birçok ayrı küçük hayvanlar, bitkisel gıda ve leş ile beslenirler. Yuvalarını yerde kuran kuşlar, tavuksular, tavşanlar, böcekler, balıklar ile de beslenebilirler. Çok nadir olarak geyik ya da domuz yavrularını avlarlar ve çok zor zamanlarda amfibyum ve sürüngen türleri de yiyebilirler. Tilkilerin kümeslere girip tavuk çalmaları da meşhurdur. Bazı tilkiler karayollarını takip eder ve otomobillerin ezdiği hayvanların leşleri ile beslenirler.

Çakal, Uzunlukları 30-35 cm’lik kuyrukları birlikte 85-95 cm, ağırlıkları 7-11 kg arasında değişir. Altın çakalın (C. aureus) sırtı karaya, karnı beyaza çalar ve öbür bölümleri kirli sarıdır. Kara sırtlı çakalın (C. mesomelas) sırtı kara, postu pas kızılıdır. Boz renkteki çizgili çakalın(C. adustus) iki yanında belirsiz çizgiler vardır, kuyruğunun ucu da beyazdır. Canis cinsinin bütün öbür üyeleri gibi çakallarda akşamları ulurlar. İnsanlar çakalın ulumasını genellikle sırtlanınkinden daha ürkütücü bulurlar. Çakallar, kuyruk dibindeki bir bezin salgısı nedeniyle etraflarına pis bir koku yayar.

Etçil ve Otçul hayvan arasındaki farklar

Öne Çıkan Farklar;

  • Diğer bir canlının etiyle beslenen hayvanlara etçil hayvanlar denir,
  • Doğadaki bitkiler ile beslenen hayvanlara ise otçul hayvan denir,
  • Hem etçil hemde otçul olan hayvanlarda mevcuttur,
  • Kütle olarak çok büyük hayvanların beslenme şekilleri genellikle etobur ve otobur şeklinde söylenebilir,

[EsnekReklamOrta]

Et ile beslenen hayvanlara (etçil hayvanlara) örnek olarak:

  • Köpek
  • Aslan
  • Kaplan
  • Kartal
  • Köpek balığı
  • Çıyan
  • Ayı
  • Kurt
  • Jaguar

Ot ile beslenen hayvanlara (otçul hayvanlara) örnek olarak:

  •  Zürafa
  • İnek
  • Zebra
  • At
  • Keçi
  • Koyun
  • Tavuk gibi hayvanları verebiliriz.

Detaylı Bilgileri

Etçil,

Latince “Et yutanlar” anlamına gelir. Ama aslında etçil beslenme takımın bütün üyeleri için en önemli beslenme değildir. Etçiller takımı iki alt takıma ayrılır: köpeğimsilerve kedimsiler. Eski sınıflandırmalara göre karasal- ve sucul yırtıcılar iki ayrı takıma konulurdu. Günümüzün biliminde bu iki takım birleştirilmiş ve sucul yırtıcılar etçillerin köpeğimsi alt takımı içerisinde yer almıştır.

Etçiller takımının üyeleri çok çeşitlidir ve örneğin kuyruksüren ile mors gibi birbirlerine hiç benzemeyen türleri kapsar. Suda yaşıyan fokgiller ve diğer sucul memeliler, karada yaşayan bütün büyük etçil memeliler ve birsürü orta ve küçük boyda yırtıcı memeliler bu takıma aitdir. Takımdaki çeşitlilik kaba ve çevik yapılı ayılardan, zarif yapılı kedilere kadar uzanır. Ölçülerin arasındaki en büyük fark, takımın en küçük üyesi olan ve sadece 35-70 gram ağırlığa varan fare gelinciği’nden ağırlığı 4 tona kadar varabilen ve en büyük memelilerden birisi olan deniz fili’nin arasındadır.

Otçul,

Bitkisel organizmaları besin olarak kullanan hayvanlardır. Karasal ortamdaki otobur formlarının esasını böcekler, kemirici memeliler, ve gevişgetirenler oluşturur

Koyunlar herbivor (sadece otla beslenen) canlılardır.

Deniz ve tatlı sularda ise; fitoplanktonik organizmalarla beslenen küçük boylu kabuklular (Crustacea) ve yumuşakçalar (Mollusca) türleridir.

 

Aslan mı Kaplan mı

Öne Çıkan Farklar;

  • Aslan ve Kaplan kedigiller familyasından süper yırtıcı havyanlardır,
  • Aslanlar grup halinde gezer ve yaşarlar (Erkek aslanlar hariç) , Kaplan ise tek başına gezinir ve yaşarlar,
  • Aslan sudan korkar, Kaplan sudan korkmaz,
  • Aslanların çoğu Güney Afrika’da, Kaplanların çoğu Hindistan’da bulunur,
  • Kaplan ve Aslanın çiftleşmesinden Liger adında bir yırtıcı doğar,
  • Kaplanlar 250kg-300kg ağırlığına ulaşabilirken, Aslanlar 150kg-200kg ağırlığına ulaşırlar,

Detaylı Açıklamalar;

[EsnekReklamOrta]

Kaplan, türleri içinde Sibirya Kaplanları dünya üzerindeki en büyük ve en ağır kedilerdir. Kaplan ve aslanın çiftleşmesinden meydana gelen liger veya tigon’lar sibirya kaplanlarından daha büyük olabilirler. Genelde farklı alttürlere ait kaplanların farklı boyutlarda olmasına rağmen erişkin bir erkek kaplan ortalama 200 ile 350 kg dişilerse 120–180 kg ağırlığındadır. Erkek ortalama 2,6 m 3,3 m arası dişiler ise 2,3-2,75 m boyundadırlar. Yaşayan alt türler arasında Sumatra kaplanı en küçük Sibirya kaplanı (ya da Amur) en büyüğüdür.Maalesef Sibirya Kaplanlarının soyu tükenmek üzeredir.

Birçok kaplanın çizgilerinin renkleri kahverengiden saf siyaha kadar değişir, buna rağmen beyaz kaplanlar daha az belirgin olan çizgilere sahiptir. Beyaz kaplanlar ayrı bir alttür değil lüsistik hint kaplanlarıdır. Çizgilerin şekli ve yoğunluğu alttürden alttüre farklılık gösterir ama çoğu kaplan 100’den fazla çizgiye sahiptir. Şimdi soyu tükenmiş olan java kaplanının bundan çok daha fazla çizgisi vardı. Bu çizgilerin düzeni ve kaşları aynı parmak izi gibi eşsizdir. İki kaplan aynı çizgilere sahip değildir. Böylece aynı parmak izi gibi bireylerin tanımlamasında kullanılabilir gibi gözükse de vahşi bir kaplanın çizgilerinin düzenini kaydetmekteki zorluklar yüzünden uygulanabilir bir yöntem değildir. Çizgilerin amacının kamuflaj olduğu sanılmaktadır.

Çok az hayvan insanların gördüğü anlamda renkli görme duyusuna sahip olduğu için, postun rengi pek önemli değildir. Kaplanların çizgilerinin düzeni aynen derilerinde de bulunur, eğer bir kaplanı traş edecek olsaydınız, derisinde de aynı çizgi düzeni ile karşılaşırdınız.

Diğer tüm kediler gibi sivri tırnaklara sahiptirler ve tırnaklarını içeri çekebilirler.

Afrika aslanı, dünyanın en büyük dört kedisinden (kaplan, aslan, jaguar, leopar) biridir. Erkek Afrika aslanı ortalama 250kg’dır. Kaydedilmiş en ağır aslan 1970 yılında İngiltere’deki Colchester Zoo adlı hayvanat bahçesindeki Simba adlı aslandır. Ağırlığı 435 kg olarak kaydedilmiştir. Dişiler ise ortalama 150 kg’mı bulabilir. Postu kahverengimsi sarıdır. Erkeğin yelesi kahverengimsi sarıdan siyaha kadar değişir. Geniş alınlı, güçlü çeneli, uzayıp çekilebilen tırnaklı, sarımtırak kısa ve yatık tüylüdür. Kuyruğunun ucu püsküllüdür. Erkek aslanın başının etrafı uzun ve güzel bir yele ile süslüdür. Omuzlarının üzerine kadar dağılan bu perçem, kızdığı zaman kabarır. Pençelerinin büyük olması, yere sağlam basmasını sağlar. Aslanlar birbirleriyle bölgeleri için kavga eder. Genellikle bu ölümle sonuçlanabilir. Aslanların pençeleri ve dişleri çok keskindir. Bir insanı bir vuruşta öldürebilir veya yaralayabilir. Genellikle Afrika kıtasında yaşamlarını sürdürürler.Aslanlar dünya üzerinde yaşayan kedi türleri içinde en sosyal cinstir. Diğer tüm kedi cinsleri antisosyal olup yalnız yaşamayı tercih ederken aslanlar büyük gruplar oluşturan tek kedi cinsidir. Grup oluşturmalarının en büyük sebebi kendilerinden çok hızlı olan avlarını grupsal pusu kurarak yakalamak olduğu bazı bilim dünyasınca öne sürülmektedir.

Kelebek ve Güve arasındaki farklar

Kelebek ve Güve birbirine çok benzeyen iki canlıdır, fakat temelde çok farklı iki canlı türüdür, Kelebek ve Güve arasındaki başlıca farklar şöyledir;

  • Kelebeklerin antenlerinin uçlarında kesinlikle top şeklinde biter, ama Düvelerin antenleri çok çeşitli olmasına rağmen düz şekilde biter,
  • Güveler daha çok geceleri dışarı çıkarlar, Kelebekler ise gündüzleri dışarı çıkarlar,
  • Kelebeklerin çok fazla türü vardır, Güvelerin en çok bilinen dört türü vardır; tahıl, deri, halı ve zeytin güveleri,
  • Güve ve Kelebek de yumurtlama ile üremektedir,
  • Güve kelebeğe göre daha fazla ve daha hızlı çoğalmaktadır,
  • Güve çok zararlı bir haşeredir,
  • Güveler, üredikleri yere göre tahılla, deri ya da halı ile veya hasat zamanlarında zeytin yaprağı ile beslenirler. Ancak kelebeklerin besin türleri çiçeklerde bulunan polen ya da özsütlerdir,
  • Güveler herhangi bir bölgeye tutunduklarında tüm vücutlarını yayarlar. Aynı zamanda güveler kendilerini çok kolay kamufle edebilen yapıya sahiptirler. Kelebekler tutunurken kanatlarını kaldırırlar,
  • Kelebekler çiçeklerin üremelerine katkı sağlar, fakat Güveler genellikle zarar verirler,
  • Güveler açık kanatları sayesinde uçarken kolayca görülürler,

Detaylı Açıklamalar;

[EsnekReklamOrta]

Güve Çeşitleri

Tahıl güvesi, Bu güve türü adından da anlaşılacağı gibi tahıllarla beslenir. Genel olarak ambarlarda ve tarlalarda görülen tahıl güvesi; tahıl tanelerini yer ve dış kabukları bırakarak mahsullere büyük zarar verir. Tahıl güvesi buralara bıraktığı yumurtalar ile çoğalarak daha tehlikeli bir hale gelir.

Halı güvesi, Evlerde ve eşya depolarında karşılaştığımız bir güve türüdür. Halı, kürk ve giyecek gibi nesnelerin arasında beslenen ve üreyen halı güvesi kullanılmayan eşyalar arasında daha çok görülmektedir. Açlık ve susuzluğa son derece dayanıklı bir güve türüdür.

Zeytin güvesi, Bu güve türü; yılda 3 defa yumurta bırakır. Ergin bir zeytin güvesinin boyu genel olarak 7-8 mm dir, kanat açıklığı ise 13-16 mm arasındadır. Zeytin güvesinin yumurtaları 0,25 mm çapındadır ve üzerinde su peteği gibi desenler olur. Yumurtalardan çıkan güve yavruları yapraklara girerek yaprakta galeriler açar. Zeytin ağaçlarına ve ürünlerine büyük zararlar verir. Zeytin çiçeklerini kemiren zeytin güvesi, zeytin oluşmasını engeller. Zeytin yetiştiricilerin sevmediği zararlılardan biridir.

Deri güvesi, Adında da anlaşılacağı gibi deri güvesi deri nesneleri kemirerek beslenme sağlar. Deri güvesine en sık rastlanan yerler deri imalatı yapan depo ve fabrikalardır. Deri olan her eşyanıza zarar verebilen bir güve türüdür.

Odun güvesi, Odun güvesini tahta ve mobilyadan olan tüm eşyalar arasında görmek mümkündür. Bu güve türünün insana fiziksel olarak zararı yoktur yani ısırmaz. Yerleştiği eşyayı kemirerek çürümesine neden olan deri güvesi maddi zarara sebep olur.

Salkım güvesi, Güve türlerinden salkım güvesi genel olarak sarımtırak renklidir ve boyu 6 mm dir. Salkım güvesinin larvaları üzüm bağlarında tomurcuk, çiçek ve olgun üzüm tanelerini yiyerek zarar verirler. Tomurcuk ve çiçekler dökülür ve salkımda eksiklik olur. Olgun üzüm tanelerini yemesi üzümün kalitesini düşürür. Dişi olan salkım güvesi yumurtalarını çiçek tomurcuklarına, çiçeklere ve çiçek saplarına bırakır. Salkım güvesinin yumurtaları genellikle mercimek biçimindedir. Salkım güvesinin yavruları 8–10 günde çıkar. Yumurtadan yeni çıkan larvaların boyu 1 mm kadardır. Salkım güvesi 60 veya 70 yumurta civarında bırakır. Bu güve türüyle baş edilmesi ancak ilaçlama yöntemleri ile mümkün olur.

 

 

Kelebeklerin ömrü ne kadardır?

Yaygın inanışın aksine, kelebeklerin ömrü bir gün değildir. Kelebek denilince en çok merak edilen konulardan birisi, kelebeklerin ömrünün ne kadar olduğudur. Kelebek şeklinde ergin olarak geçirdikleri süre türden türe değişir. Kelebek halindeki ömrü sadece 2 gün kadar olan bazı türler olsa da, bu süre genelde 2 – 4 hafta kadardır. 2-3 yıl hatta daha fazla yaşayan türler vardır.

Kelebeklerin ömrü ile ilgili olarak birkaç örnek verecek olursak; Türkiye’de yaşayan en güzel kelebeklerden birisi olan Sarı bandlı kadife (Nymphalis antiopa) kelebeğinin ömrü ergin aşamada 10 ay kadar olabilmektedir

Kelebekler nasıl çoğalırlar?

Kelebeklerin de erkeği ve dişisi vardır. Erkek ve dişi kelebekler arka taraflarını birleştirerek çiftleşirler. Çiftleşmeden bir süre sonra dişi kelebek genellikle bir bitkinin yaprağına uygun bir ortama yumurtalarını bırakır.

Yumurtalardan küçük tırtıllar çıkar. Tırtıllar, bitkiler ile beslenerek büyümeye başlar. Bu evrede vücutlarının dışını kaplayan deri büyümez. Tırtıl  geliştikçe büyüyebilmek için birkaç defa deri değiştirir.

Belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra kendi etrafında bir koza, pupa veya krizalit adı verilen bir örtü oluşturarak bunun içinde başkalaşım geçirir.

Bu pupa içinde başkalaşımını tamamladıktan sonra, kelebek haline gelir ve örtünün bir tarafının yarılmaya başlaması ile tırtıl olarak girdiği yapıdan kelebek olarak çıkar.

Bu olaya başkalaşım veya metamorfoz adı verilir.

Kelebekler ne ile beslenir?

Her kelebeğin beslendiği birkaç bitki türü vardır ve her kelebek her bitkiye konmaz. Bu konuda çok seçicidirler. Çok temiz ve titiz canlılardır. Kirli ortamlarda yaşayamazlar. Kelebekler soğukkanlı canlılardır. Kışın, soğuk olduğu bölgelerde aktif olamazlar. Kelebeklerin çoğu kışa girmeden ölürler.

Bu tür kelebekler kışı yumurta halinde geçirir. Kışı tırtıl halinde geçiren kelebekler de vardır. Az sayıda da olsa kışı ergin kelebek halinde geçiren türler de vardır.

Ağızlarındaki uzun hortumları ile beslenirler. Uçuş esnasında toplanıp gizlenen hortum, konağı olan çiçeğe yaklaşırken uzar ve bitki özünü emerek beslenme sağlanır. Yanda Osmanlı Ateşi kelebeğini ( Lycaena ottomanus / Osmanlı Ateşi /Grecian Copper) beslenirken görüyoruz.

Kelebekler bütün bahar ve yaz boyunca çiçekten çiçeğe uçarak hem beslenirler, hem de çiçeklerin tozlaşmasını sağlayarak bu bitkilerin üremesine yardımcı olurlar. Bu açıdan ekosistem için son derece önemlidirler. Diğer taraftan kelebeklerin bizzat kendileri de örümcek, kuşlar ve yarasalar gibi pek çok canlının besin kaynağıdır. Çevre ve doğanın sürdürülebilirliğini sağlamakta  doğal kaynak oluşturan  tanrının kurduğu sistemdeki besin zincirinde çok önemli bir yer tutarlar.

Kaç tür kelebek ailesi vardır?

1-Argynnidae Ailesi (Fırçaayaklı Kelebekler )

2-Danaidae Ailesi (Kıral Kelebekleri)

3-Hesperiidae Ailesi (ZIPZIP  ailesi)

4-Libytheidae Ailesi (Uzun Burunlu Kelebekler)

5-Lycaenidae Ailesi (Maviler, İnce çizgililer ve Bakırlar-)

6-Papilionidae Ailesi (Kırlangıç Kuyruklar )

7-Pieridae Ailesi (Beyaz ve Sarı Kelebekler )

8-Riodinidae Ailesi (Madeni Kanatlılar)

9-Satyridae Ailesi (Kahverengi Kelebekler”) olarak sıralanabilir.

Ördek ile Kaz arasındaki farklar

Ördek ile Kaz Arasındaki Öne Çıkan Farklar

  • Kazların Boynu Ördeğe göre daha uzundur.
  • Kazların ayaklarında ördeklere kıyasla daha fazla perde ve şerit vardır.
  • Kazlar renk açısından ördeklere kıyasla daha az renklidir.
  • Kazlar genelde mitolojik ve dini hikayelerde kendilerine yer bulurken, ördekler genelde televizyon yıldızı olarak medyada yer alırlar.
  • Kaz eti Ördek etine göre nadir bulunur, ve daha lezzetli olduğu söylenir
  • Kaz tüyü ev tekstilinde kullanılırken Ördek tüyü kullanılmaz
  • Kaz tüyü Ördek tüyüne göre daha kokusu bulunur

Kaz ile ilgili bazı özellikler

Kaz, iri ve beyaz veya boz tüylü, ayakları perdeli kuş türlerine verilen ad.

[EsnekReklamOrta]

Erkek ve dişisi aynı büyüklüktedir. Genellikle kuğulardan küçük, ördekten büyüktür. Beslenme şekli kuğu ve ördeklerden farklıdır. Genellikle doğu anadolu bölgesinde bulunur.

Özellikle Kars bölgesinde yetiştirilir. Lezzeti ve onunla yapılan yemekler bölgede meşhurdur.Başlıca besinleri otlardır. Fakat böcek, yumuşakça ve küçük omurgalıları yiyen türleri de vardır. Hızlı bir yüzücü olmamasına rağmen suda rahatça yüzer, daldığında uzun zaman su altında kalabilir. Gagaları ile kanatlarını düşmanlarına karşı silah olarak kullanır. Kanatları uzun uçlara doğru sivrilen yumuşak sık tüylerle örtülüdür.

Erkek ve dişi birbirine benzese de erkekler genellikle dişilerden iridir. Boyun bölümleri bütün türlerde gövdeden kısadır. Başlıca besinleri olan otları koparmaya uyarlanmış gagaları başa bağlandığı yerde genişler ve bazen kambur oluşturur. Erkek ve dişi kazlar uçarken ya da tehlike karşısında, kornayı andırır bir sesle ötüşür, kızdıkları zaman boyuntüylerini kabartırlar. Kazlar yaşamları boyunca tek eşlidir.

Yuvalarını bataklığın sığ sularında veya bir tümseğin üzerinde yaparlar. Kuluçkaya yatan kazların yumurtalarından bir ay (30-34 gün) sonra sarı tüylü yavrular çıkar. Yavrular 3-4 ay içinde uçmaya başlarlar.

Ördek ile ilgili bazı özellikler

Ördek deyince belirli bir vucut yapısı olan bir kuş gözümüzün önünde canlanır.Yassı gaga, derili ayaklar, badi badi bir yürüyüş ve vak-vak gibilerden bir ses, bizim için ördeklerin şaşmaz özellikleridir.Oysa tabiatta ördekle çok yakın akrabası kazı birbirinden ayırt etmek pek o kadar kolay değildir.Ördekler genellikle kazlardan çok daha ufaktırlar.Ördekler vakitlerinin en büyük kısmını suda geçirirler, kazlar ise tam aksine karadaki otlarla beslenmeyi tercih ederler.Ördeklerin sesi vak-vak olarak tarif edilebilir, kazlarınkisi araba kornasını hatıra getirir.Fakat ördeklerle kazlar arasındaki bu farklar bile genel değildir.Özellikle tropikal bölgelerdeki bazı kazsılar, gerek irilik ve görünüş, gerekse huy ve davranış bakımlarından ördekle kaz arası canlılardır.Ördeğin gagası süzgeç vazifesi görür.Ördek, dilini hareket ettirmek suretiyle çamurlu suyu gagasının küçük aralıklarından geçirir.

Havuzlarla göllerde yaşayan ördekler en iyi tanınan türlerdir.Kimi ördekler ancak sığ suların dibindeki besinlerden yararlanabilirler, kimileri ise su altında beslenirler.Deniz ördekleri tuzlu sularda da besin arayabilirler.Bu arada Kuzey kutup bölgesindeki ve Güney Amerika’daki hızlı akarsularla, nehirlerin hızlı akan bölgelerinde rahatça barınan türler de vardır.

Ördeklerin çoğu, özellikle dalıcı olanlar, su içindeyken karaya göre daha kolay ilerlerler.Çoğunun aksine, özellikle küçük yapılı türler, oldukça iyi yürüyebilirler.Bunların bacakları öteki ördeklerinkinden uzundur ve uçma, yürüme, tüneme, suyun üstünde ya da altında yüzme gibi çeşitli yetenekleri kapsayan bir hareketliliğe sahiptirler.

Ördeklerin büyüklükleri, Güney Amerika’da yaşayan türlerin de doğruladığı gibi, son derece değişiktir.Örneğin misk ördeğinin erkeği 76 santim uzunluğundadır, çamurcu ördeğinin uzunluğu ise bunun içte biri kadardır.Ördeklerin tüyleri de çok değişiktir.Kimi türlerin hem erkeği hem de dişisi soluk ve donuk renkli olup, ince kuş tüyleri, kanat lekeleri ve diğer süsleri yoktur.Ayrıca kuyruk tüyleri çok uzun olan, renkleri, düzenleri ve desenleri bakımından çok çarpıcı tüyleri bulunan türler de vardır.